expr:class='"loading" + data:blog.mobileClass'>

28 Ağustos 2017 Pazartesi

minik serçe



tüm varlığı
iyisi ve kötüsüyle
 tutsak yazıldı
 bu alemde
o
kafeste
minik serçe
berrak gökyüzünü
hesapsız uçmayı
rüzgarla yarışmayı
hep özledi

umudunu 
hiç kaybetmeden
sadece sabretti yıllarca
özgür olmak
doğruda ısrarcı olmaktı 
sonuna kadar
kanat çırpıp
onu çevreleyen tellere
meydan okumaktı


12 Aralık 2016 Pazartesi

Mevzu derin




Tırı vırı kalpler hep sardı ortalığı
Boş laflara arka fon olduk
Mevzu derin
Bir elmanın iki yarısı olabilirmiydik
Neden bir armut değilde bir elma
bir bütün olduktan sonra ister armut ol istersen elma
yeter ki bu yapbozu tamamla

26 Temmuz 2014 Cumartesi



FİLİSTİN'DE ÇOCUK OLMAK

Küçük çocuk elinde rengarenk misketleriyle köşeden döndü, bu gün dünden daha fazlaydı misketleri şansı yaver gitmişti. Eve giden sokağı döndüğünde arkada kulakları sağır eden bir gürültü koptu, korkuyla birden yerinden zıpladı,yere düştü avucundaki misketler dağıldı etrafa kalbi yerinden çıkabilirdi, arkaya geldiği yöne baktı, toz bulutu yükseliyordu sirenler çığlıklar koşuşturmaca. Az önce bahçesinde oynadıkları caminin bulunduğu alandı toz bulutunun yükseldiği yer. Arkadaşlarını merak etti onlar oyuna devam etmişlerdi. Bir anda kararını değiştirdi arkadaşlarının görmek istedi onların iyi olduklarını öğrenmeliydi. Tam adımını atacaktı ki annesi çığlık çığlığa ona sarıldı Ve ağlamaya başladı. eve gittiler, siren sesleri gece boyunca devam etti.Uyuyamadı gece gözüne uyku girmedi.

Sabah olmuştu babası eve geldi. Gözleri dolu doluydu babasının bu kadar yaşlandığını fark etmemişti, saçarlı beyazlamıştı bir gecede,alnı kırışmış,kaşları çatılmıştı,her zaman gülümseyen gözler hep yere bakıyordu,Soramadı babasına ne olduğunu,uyumadı babası,konuşmadı da,gözleri uzun uzun dalıp gidiyordu çok uzaklara.

Bomba diyorlardı bu gürültünün adına,gök gürültüsünden korkardı hep ama bu ondan daha korkutucuydu,sokağa çıkmasını yasaklamıştı annesi pencereden bakıyordu dışarıya,telaşlıydı insanlar bir aşağı bir yukarı koşuyorlardı her bomba sesinden sonra ağıtlar yakılıyordu.Canı sıkıldı çocuğun arkadaşlarını hatırladı onlarla oynamayı özlemişti,oysa hep kapıya gelirlerdi onu da çağırırlardı oyuna,galiba bütün anneler anlaşmıştı çocuklarına sokağa çıkmama cezası vermişti,kızdı kendine hep oyun vardı aklında,

Ertesi günlerde yine duydu çocuk aynı sesleri daha uzaklardan, artık alışmıştı aniden ortaya çıkan gürültüye siren seslerine annelerin çığlıklarına ama alışamamıştı sokaktan ve arkadaşlarından uzak kalmaya.
Kavonoza koyduğu misketlere baktı oysa ne çok sevmişti onları yoksa bu yüzden mi oluyordu bunlar,çok sevinmişti hem de çok, onları avucuna aldığında rengarenk yuvarlakların büyüsüne kapılmıştı. belki daha az kazansaydı daha az şanslı olsaydı,olmazdı böyle bomba dedikleri şey patlamazdı belki,babası yine gülümserdi her zamanki gibi harçlık verirdi okşardı saçarlını, küsmezdi arkadaşları ona,oynarlardı yine,bu sefer hep arkadaşlarının kazanması için uğraşırdı.

İlgisizce baktı çocuk misketlere,artık eskisi kadar büyülü görünmediler gözüne,onları kazandığı günden beri babasının yüzü gülmemişti gelmemişti arkadaşları bir daha kapılarına,eline aldı misketleri, onlardı tüm bu olanların sebebi, fırlattı hepsini sinirle, dağıldılar etrafa, her biri bir tarafa….




21 Mayıs 2014 Çarşamba

Güneş




Güneş her gün alkışı hak eden bir heybetle doğuyor
ama kimse alkışlamıyor
Sonra o da küsüyor ve gözden kayboluyor
Giderken
İnsanlara mehtabı hediye ediyor
Ertesi gün unutuyor vefasızlığımızı
Tekrar doğuyor
Tekrar küsüyor
Tekrar tekrar unutuyor

Bu böyle sürüyor….

28 Nisan 2014 Pazartesi

Ben yorgunum, Herkes yorgun...



Zaman hiç durmaz tıpkı bir akarsu gibi hızlıca, yalnızca varacağı yöne akar ,aldırmaz  sana umursamaz, tökezlediğinde ayakların, seni beklemez ,sen zamanını içindesin o senin varlığının dışında çünkü, saniyeler dakikalara dakikalar saate dönüşür saatler güne günler aylara dönüştüğü gibi…

Acımasızdır her zaman kısıtlıdır,hep tek kullanımlıktır aldığın nefes kadar kısa
Doğduğun zamanı hatırlıyor musun bir söz vermiştin hani,bir çok söz verdik ya neyse!nerede olursan ol kuralları asla çiğnemeyecektin! asla zamanın ötesine geçmeyecektin!bunları neden düşünüyorum şimdi,kendimi yoruyorum, ne gerek var ki? Ama hep sorular,ben cevaplamaktan kaçtıkça etrafımı sarıyorlar.
Asık suratlar,memnuniyetsiz insanlar,sokak başında bekleyen kara kedi, hep kasveti davet ediyorlar.

zihnime,uzaklaştırmak istiyorum ayağım takılıyor ah bu taşlar…

İş çıkışı, yine korna seslerinden şehrin akordu bozuluyor,ne tür bir yarışta olduğunun ayırdına varamamış insanlar koşarken çarpıyor birbirine,arkalarına bakmadan devam ediyorlar gittikleri yöne,kim kimi kovalıyor kim kaçıyor,kim kör kim ebe,,
otomobiller,kaldırımlar, duraklar,en çok da çocuklar şaşırıyor buna

Bugün dünden daha yorgun, ben yorgunum ama herkes yorgun,


Dolmuş yine dolmuş,ben dolmuşum herkes dolmuş
Kalabalık kokuyor burası,camdan dışarıya bakıyor bir çift göz,Başımı yaslıyorum yağmur damlalarının ıslattığı cama, gözlerimi kapatıyorum otobüs sarsılıyor, yasladığım pencere çarpıyor başıma....
Ben uzaklaşıyorum,ruhum uzaklaşıyor bana,
sarılıyor omuzlarımdan beni çekiyor karanlığına...

10 Mart 2014 Pazartesi

CNR EXPO KİTAP FUARI


Yeşilköy' de bulunana CNR expo fuar merkezinde 1-9 mart tarihleri arasında gerçekleşen  kitap fuarını kitap

  severler mutlaka duymuştur.Ben de fuarın son gününde oradaydım,Bir çok farklı yayın evinin stantları 

arasında dolaşırken gelmeden önce alacağım kitaplara dair program yapmadığım için biraz kafam karıştı,ilginç 
kapaklı rengarenk kitaplar, hepsini birden almak istedim.Fiyat bakımından da oldukça uygundu.Hafta sonu ve 
fuarın son günü olması dolayısıyla kalabalık fazla ilgi yoğundu.Kitaplarla örülü labirentte öyle kendimi 

kaptırmışım ki yorulduğumu çok geç fark ettim.Kitaplardan farklı olarak 1000 lik 500 lük 260 lık parçalı yapbozlar satan stanttan bende bir tane aldım.
Bir hafta sonu da böyle bitti..Şimdi nisanda yine aynı yerde gerçekleşecek kırtasiye fuarını heyecanla bekliyorum...

bunlarda benim payıma düşenler


30 Ocak 2014 Perşembe

Ustam ve Ben


Elif Şafak ismini o meşhur kitabı Aşk ile duymuştum pembe kapağıyla yolda otobüste herkesin elinde bu kitap mutlaka okunmalı izlenimi veriyordu,ve zaten çoğu kişi de okumuştur da,
 benimde bir gün elime geçti bakalım herkesin dediği kadar güzel mi ve ne anlatıyor?
Ama iki sayfacık falan okuya bildim nedendir bilinmez artık ruh halim nasıldı,  okumaya elverişli bir zamanda mı değildim, bilmiyorum...kitabı bir daha elime almadım,ve hala da okumuş değilim,
Geçtiğimiz nisan ayında ''Şehrin aynaları'' kitabı elime geçti,ön yargıları bir kenara bıraktım ve açtım okudum, okudum okumasına ama hala kitapta ne anlatıldığını düşünüyorum hala düşünüyorum, süslü cümleler hayal edilemeyecek düşsellik, yani gerçeklikten kopuk soyut roman demek istiyorum. Biz anlamadığımızda yazar o derece değerli oluyor zannımca..
Mezuniyet deyince ilk aklıma kıyafet geliyor o gün özel mezun oluyorsun özel bir elbiseyle kapatmak lazım bir dönemi yeni bir başlangıç için ve hep hayalimde mor bir elbise üzerimde,''Ustam ve Ben'' kitabının kapağı da mor insanın eline alıp bir çırpıda okuyası gelecek cinsten,üzerinde de kitabın kahramanlarında Çota'nın tasviri,Çota baş kahraman ve Sinan'ın çıraklarında Cihan'ın o çok sevdiği,aşklarını dertlerini yalnızlığını paylaştığı fili.Kitapla birlikte eğlenceli sürükleyici bir tarihi yolculuğa çıkıyoruz ve tarihi şahsiyetlerle tanışıyoruz başta Osmanlı Sultanları ve en Önemlisi günümüze değin harika mimarisinin konuşulduğu Osmanlı mimar başısı Sinan,
Anlatımı kurgusu harikaydı ve üç gün gibi kısa bir sürede bitirdim.
Bu kitapla birlikte Elif Şafak'ın kitaplarına olan ön yargım kırıldı kırılmasına ama Osmanlı padişahlarını sarhoş ve harem düşkünü olarak anlatması da neyin nesi! 
Türbelerin inşa edilmesi hakkında söyledikleri,bir yere türbe kurulurken araştırılıp o şekilde kuruluyordu efendim böyle dini konularla alay etmesi de hoş değildi, 

Siz de okuduysanız eğer kitap hakkında düşüncelerinizi öğrenmek hoşuma gider

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...